Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

Kitap ve İnsan - kitapveinsan.com

De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer 9)

Dipnot:

1 “Bilgi neyi bilmektir?” sorusunun cevabı. Bu ayet vahye göre bilmenin yönünün ahlâktan bilgiye doğru olduğunu gösterir. Zira ayetin başı eyleme işaret eder ve ahlâk eylemden ayrı düşünülemez. Bu durumda ayetin açılımı şudur: “Hiç haddini bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” İlim, “veri ve data” anlamındaki malumattan farklıdır. İlim, türetildiği alamet mastarının da gösterdiği gibi bir “işaret”tir.

Bir bilginin mutlak hakikate hangi açıdan referans olduğu bilindiğinde o “ilme” dönüşmüş olur. Kur’an âlimi bilgisi üzerinden değil, bilginin ahlaki değeri üzerinden tanımlamış ve değerlendirmiştir:

“Allah’a kulları içinde yalnızca (bunun hikmet ve amacını) bilenler hakkıyla saygı duyarlar” (35:28).

Kur’an’ın altın neslinden seçkin sahabi İbn Mes’ud’un şu sözü, bu ayetin bir tefsiri gibidir: “İlim çok rivayet/malumat sahibi olmak değildir, ilim Allah’a olan saygıdan tir tir titremektir (haşyet)” (İbn Hibban, Ravdatu’l-’Ukalâ, h. no: 9).

Allah Rasulü, sahibinde ahlaki bir değere dönüşmeyen bilgiyi “faydasız bilgi” olarak nitelendirmiş ve bundan Allah’a sığınmıştır (Hakim, Müstedrek). Bu ayet de bütün bu verileri desteklemektedir.

Alıntı: M. İslamoğlu