“Çoğunlukta olmak doğruyu da beraberinde getirmez”

Kitap ve İnsan - kitapveinsan.com

 

Çoğunluğun bir düşüncesi olması, o düşüncenin doğru olduğunu göstermez. Bazı insanlar, doğrunun çoğunlukta olacağını düşünmektedir. Örneğin, din adamlarının ve siyasetçilerin çok sayıda insanı kendi taraflarına çekmek için yarıştığını görürsünüz.

Bunu başaran din adamları, “Çok fazla takipçim var; o zaman haklıyım.” diyor.

Politikacılar, “Çoğu insan bana oyunu veriyor. Bu benim haklı olduğumu gösterir.” diyor.

Ünlü bir Fransız atasözü ise: “Görünüşler aldatıcıdır.” demektedir.

Olabilecek en çok sayıda insanı kendi grubuna katmaya çalışan din adamları, böyle yaparak Allah Resulünün tek başına Mekke’den ayrılmaya zorlandığını görmezlikten gelmiş oluyorlar.

Kuran’da çok ve az sayıda olmaktan söz eden birçok ayet vardır. Allah bu ayetlerin hiçbirinde çoğunluğu övmemiştir. Örneğin:

“Yeryüzündeki insanların çoğuna uyacak olsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, sadece varsayımlarla hareket ederler. Onlar, sadece atarlar.” (Enam 6/116)

Bu ayetten, çoğu insanın Allah’ın emirlerini umursamadığını anlıyoruz. Ayet net ve açıktır: Çoğunlukta olmak doğruyu da beraberinde getirmez.

Müslümanlar, Huneyn savaşında yenilginin eşiğine gelmişlerdi, çünkü sayılarının zafer için tek başına yeterli olacağını düşündüler:

“Allah birçok yerde sizi zafere ulaştırdı, Huneyn gününde de öyle oldu. Ama o gün sayıca çok olmanız sizi şımartınca bir faydasını görememiştiniz. Onca genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da geri dönüp kaçmıştınız. Sonra Allah, elçisine ve inanıp güvenenlere özgüven vermiş, görmediğiniz ordular indirmiş ve o kâfirleri cezalandırmıştı. Kâfirlerin payına düşen işte budur.” (Tevbe 9/25-26)

Bu durum, savaşı kazanmak için sayıca fazla olmanın yeterli olmayacağı anlamına gelir. Kur’an, ayrıca çoğu insanın Allah’a inanmadığını söyler:

“Ne kadar çırpınırsan çırpın, insanların çoğu sana inanmazlar.” (Yusuf 12/103)

Cahil insan yaşamını sadece çoklukta arar:

Çoğaltma yarışı sizi oyaladı. Oyalama kabirlerinize varıncaya kadar sürdü.” (Tekasür 102/1-2)

Allah, azınlığı ise birçok ayette övmüştür. Mesela Nuh(as.),  halkıyla 950 yıl yaşamıştı ama buna karşılık ona inanan insan sayısı çok azdı:

 “Sonunda emrimiz çıktı ve geminin tandırı kaynadı. Nuh’a dedik ki “Erkekli dişili her türden birer çifti ve hakkında karar çıkan kişi dışındaki aileni, bir de inanıp güvenenleri gemiye bindir.” Pek azı dışında Nuh ile birlikte inanıp güvenen olmamıştı.” (Hud 11/40)

Bu azınlık, doğruya düşman olmamıştı, bu sebeple büyük tufandan kurtulmuşlardı. Doğrunun düşmanı olmayın, çünkü doğru olan asla yenilmez!

“Ey Davut ailesi! Şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.” (Sebe 34/13)

 “İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar, öyle yapmazlar ama onlar da pek azdır” (Sad 38/24)

Çoğu insan Şeytan’la savaşını kaybetmiş, Şeytan’ın onlara karşı zafer kazanmasına izin vermiş ve böylece doğruların düşmanı olmuştur:

“Bir gün meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik; hemen secdeye kapandılar ama İblis öyle yapmadı. “Çamur olarak yarattığına secde mi ederim?” dedi. Sonra ekledi: “Kendine baktın mı? Bana tercih ettiğin bu mu? Beni (mezardan) kalkış gününe kadar yaşatırsan birazı dışında onun bütün soyunu kendime bağlarım” dedi. Allah dedi ki “Çek git buradan. Onlardan kim sana uyarsa hepinizin cezası cehennem olur; tam suça göre ceza…” ” (İsra 17/61-63)

Bu yazıyı Musa (as.)’ın çağrısı ile bitirmek istiyorum:

” Mûsa şöyle yakardı: “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim.” (Maide 5/25)

O yüzden ey Müslüman! Etrafındaki tüm insanları kaybetmeye hazır ol, ama kendini asla kaybetme!

Hisham Alabed