İnsan, Allah’ın sınırsız cömertliğine ve güvenine borçludur.

Kitap ve İnsan - kitapveinsan.com

İnsan sorumluluklarıyla dünyaya gelir, çünkü insan daha doğuştan kendisini inşa eden yaratıcıya borçludur.

Yaşaması için lüzumlu olan fiziki donanımı ve bunun için lüzumlu olan dış şartları, kendi çabasının bir karşılığı olarak elde etmemiştir. Aksine onların hepsini, hazır ve nâzır bulmuştur.

Mesela, kan dolaşımı sistemi, solunum sistemi, sinir sistemi gibi muhteşem bir dizayna ve karmaşık bir yapıya sahip olan sistemler, işlevlerini tam icra etmek için hem kendi içlerinde, hem de birbirleri arasında mükemmel bir uyuma sahiptirler. İnsan, bu sistemleri değil inşa etmek, henüz işleyiş biçimlerini ve sırlarını dahi tam çözebilmiş değildir.

İnsanın borçlu olduğu şey, sadece fiziki varlığı değildir elbet. Ondan daha önemlisi, bu fiziki varlığa hayatiyet veren ruh, bu varlığı anlamlı ve amaçlı kılan akıl gibi manevi değerleri de, hayatı inşa eden Yaratıcıya borçludur. Maddi ve manevi varlığının ihtiyaçları olan gıda ve bilgi, ekmek ve sevgi, su ve hürriyet, hava ve hidayet, dünya ve ahiret, mekân ve zamanı da Allah’a borçludur.

Özetle insan, varoluşunu ödediği ya da ödeyeceği bedele değil, Allah’ın sınırsız cömertliğine ve güvenine borçludur.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en bariz niteliği, varoluşsal borçluluğunun bilincine varabilecek altyapıya sahip olmasıdır. Beşer olarak doğan insanın insanlaşma sürecinin doğasına uygun istikamette gelişmesi, söz konusu borcunun farkına varmasına bağlıdır.

Türkçe karşılığı “borç” olan deyn sözcüğü, din kelimesinin türetildiği köktür. Din, varoluşunu yaratana borçlu olan insanın borçlu olduğu kapıyla ilişkisini düzenleyen hayati bir müessesedir. İnsan, borçluluğunun bilincine ne kadar varırsa, var oluşuna o kadar aşina olur. Kendisiyle o kadar barışık, bilişik ve tanışık olur. Tersi de geçerli; insanın borçluluk bilinci ne kadar zayıflarsa, kendisine o kadar yabancılaşır. Kendisine yabancılaşan, sonunda kendisiyle kavgalı hale gelir. Bu sürecin sonu, insanın kendisini tanıyamaz hale gelmesi ve kendini kaybetmesidir.

Alıntı: Mustafa İslamoğlu | Hayatın Yeniden İnşası için Sf. 19-20

Bir cevap yazın