Toplumu erdemli kişiler ayakta tutar

Kitap ve İnsan - kitapveinsan.com

Zulüm, yozlaşmışlık, şımarıklık, ahlaksızlık geçmiş nesillerin çöküşünü, yani helakini hazırlamıştır. İyiyi emreden ve kötüden sakındıracak erdemli insanların; bozgunculuk yapan, zalim ve hazlarının peşine düşen sorumsuz insanlara dur demesi gerekiyor YÜCE Allah, Kuran-ı Kerim’de toplumların çöküş nedenlerini açıklarken bu nedenlerden en önemlilerini aşağıda vereceğimiz ayette göstermektedir:

“Fakat ne yazık ki, kurtardığımız çok azı hariç sizden önceki kuşaklar arasından yeryüzünde bozgunculuktan alıkoyacak akıl ve izan sahibi erdemli insanlar çıkmadı. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler.” (Hud, 116).

Bu ayetin analizinden çıkaracağımız toplumsal ilkeler olacaktır. Aynı zamanda toplumların çöküş dinamikleri ile ayakta kalmalarının dinamiklerini de görmüş olacağız.

BOZGUNA ENGEL OLMAK

Toplumları eğitmek, onları kötüden ve toplumsal bakımdan bozgunculuktan alıkoymak için aklını kullanan bilgili insanlar grubuna ihtiyaç vardır. Toplumların ayakta kalmalarını sağlayacak olan bu insanlardır. Bozgunculuktan alıkoyanı kalmayan toplumların yıkılışı mukadderdir. Ayette geçen ilke de bunu göstermektedir. Ayetin ilk kısmında geçen “ülu bakıyye” terimi, “erdemli ve hayır sahipleri” anlamına gelmektedir. Erdem ve cömertliğe bakıyye denmektedir. Biz buna akıl ve izan sahibi erdemli kişiler diyebiliriz.

Toplumlardaki bozgunculuğu önleyecek olanların erdem sahibi olmaları gerekiyor. Toplumların siyasi erkini elinde bulunduranlar erdem sahibi olmazlarsa toplumu iyiye götüremez ve bozgunculuktan alıkoyamazlar. Geçmiş nesillerin, yani o dönemlerdeki toplumların çöküş nedeni, bu erdemli kişileri aralarından çıkaramamaları veya onları yetiştirememeleridir.

Bozgunculuktan alıkoyacak erdemli insanlar grubunun olması ihtiyari bir konu değil, tam tersine zorunludur.

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan bir grup bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmran, 104).

Bu ayete göre, insanları bozgunculuktan alıkoyacak, onlara iyiyi ve güzeli öğretip hayra çağıracak olanların yetişmesi zorunludur ve Yüce Allah’ın emridir. İyiyi emredip kötülükten sakındırmak Kuran’ın farzları arasında yer almaktadır. İki kişi arasında başlayan bu eğitim metodu, giderek devletle halk arasında, sivil kuruluşlarla devlet ve halk arasında, hatta milletlerarası ilişkilere kadar giden bir çizgide yer almalıdır. Artık dünya insanlığı arasından, bozgunculuk yapıp tefrika çıkaranlara dur diyecek, onları istikamete getirecek, iyiliği onlara öğretecek bir toplum veya grup olmalıdır. Ama bu toplum veya grup, akıl ve izan sahibi erdemli kişilerden oluşmalıdır.

Bize göre Yüce Allah’ın bu ilkesi tıp kanunlarına benzemektedir. Hastalığa müdahale edecek olan kişinin uzman doktor olması gerekiyor. Hasta, tıp tahsili almamış, uzman olmayan kişilere teslim edilemez. Aynı şekilde bozuşmaya yüz tutan topluma müdahale edip tedavi edecek olanların akıl, izan ve erdem sahibi olmaları gerekiyor. Doktor olmayana bırakılan hasta ölüme terk edilmiş olacağı gibi, kötülere bırakılan toplum da helake bırakılmış demektir. Hud 114’te belirtildiği gibi iyilikler kötülükleri nasıl gideriyorsa, bozgunculuğu giderecek olanlar da erdemli kişilerdir.

NUH TOPLUMU

Yüce Allah, geçmiş nesillerden çok azının kurtulmaya layık olduğunu söylemektedir. Buna örnek olarak Hud Suresi’nde geçen peygamberlerin toplumlarından kurtulanların az olduğunu görüyoruz. Nuh toplumu, Lut toplumu, Ad toplumu buna örnek gösterilebilir.

Geçmiş toplumların çöküşüne neden olan insanlar üç fiil işliyorlardı: Birisi zulmediyor olmaları, diğeri kendilerine verilen refahın peşinde bütün ahlaki endişelerden uzak sorumsuzca tavır takınmaları ve kendilerini yozlaştıran hazların peşine gitmeleridir. “Suçlu olmaları” da onların üçüncü özellikleri idi. Zulüm, yozlaşmışlık, şımarıklık, ahlaksızlık ve suçluluk toplumlarda halkın çoğunluğunun içine düştüğü bir hayat tarzı haline gelmişti. Geçmiş nesillerin kurdukları toplumlarda genel manada iki grup insanın durumu, o toplumların çöküşünü, yani helakini hazırlamıştır. Biz buna o toplumların çöküşlerinin nedenleri diyebiliriz.

Zulmeden, yozlaşıp şımaran, ahlaki değerleri bir tarafa atan sorumsuz insanların çoğalması. Bunların adi hazlardan başka takip ettikleri bir şey de yoktur. Bunlar aynı zamanda suçludur.

Bu insanlara, yani bozgunculara dur diyecek aklı başında erdemli insanların yetişmemesi.

Demek ki, topluma iyiyi emreden ve kötüden sakındıracak bir grup insanın yetişmesi ve bunların, bozgunculuk yapan zalim ve hazlarının peşine düşen sorumsuz ve suçlu insanlara dur demeleri gerekiyor. Yaralanmış bir organ nasıl kendi kendini iyileştiriyorsa, toplumlar da kendi sosyal yaralarını, kendi yetiştirdikleri insanlarla tedavi edip iyileştirmelidir.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Toplumun bilgili, erdemli ve aydın kesiminin, zalim ve şımarık kesimine iyiyi emredip kötüden sakındırması toplumun bağışıklık sistemini teşkil etmektedir. Bedene giren mikroba karşı, bedenin bağışıklık sistemi karşı koyar.

Toplumun yapısına göre zulüm, yozlaşmışlık ve bozgunculuğa karşı bu erdemli kişiler derhal bir bağışıklık sistemi gibi karşı koymalıdır. Bu karşı koyma olmazsa, mikrobun vücudu hasta etmesi gibi toplum da hastalanacaktır. Eğer vücuda giren mikrop öldürücü ise vücut ölümcül hastalığa yakalanmış demektir. İşte zulüm, bozgunculuk ve yozlaşmışlık bir toplum için öldürücü mikroptur.

Alıntı: Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı