Dinin amaçlar ve çıkarlar uğruna sınırsız istismarı

Kitap ve İnsan - kitapveinsan.com

 

Din toplumsal dokunun hem en temel yapı taşlarından hem de en büyük zaaf unsurlarından birisidir. Daha açık ve spesifik düzeyde söylersek, İslam farklı etnik kökenler, diller ve renklere sahip sayısız insanı ortak inançlar ve büyük amaçlar etrafında toplayıp birbirine kaynaştırma özelliğini haiz bir ulvî değer olmanın yanında küçük hesaplar, amaçlar ve çıkarlar uğruna sınırsız istismar ve ticarete de konu olan bitmez tükenmez bir sembolik sermayedir.
(…) istismar bir dinî grubun kutsal metin üzerinden kendini meşru ilan etmesi şeklinde yapılabileceği gibi başka grupların dinî anlayış ve kavrayış tarzlarını gayr-ı meşru ilan etmek suretiyle de yapılabilir. İslam düşünce tarihinde dini istismar olgusunun bu iki varyantına dair sayısız örnek zikredilebilir. Çok boyutlu din istismarının en taze örneği ise Gülen ve FETÖ tecrübesidir.

Meşhur filozof Kindî bu tür din istismarcıları hakkında,

“Amaçları başları tutmak, makam ve mevkilere el koymak ve din tacirliği yapmaktır. Bunlar dinden yoksundur; zira bir şeyin ticaretini yapan onu satar, sattığı ise artık kendisinin değildir”

demiştir ki malum “yanmaz kefen”, “güllü yasin” gibi iğrençlikler de din tacirliğinin işporta düzeyi olsa gerektir.

Bir kişinin gerek kendi konumunu gerekse kişi veya grup çıkarına dayalı iddialarını doğrudan doğruya kutsal kaynağa refere etme çabası dini istismar formlarının en yaygın tarzıdır. Bu tür istismarın ilk ve en sapkın örneklerine Gulât ve Gâliyye gibi sıfatlarla anılan aşırı Şiî fırkalarda rastlanır.

Muğîriyye fırkasının lideri Mugîre b. Saîd el-İclî’nin kendini peygamber ilan etmesi,

Beyâniyye fırkasının lideri Beyân b. Sem’ân’ın, “Bu insanlara bir beyân, müttakilere de yol gösterici ve öğüttür” (Âl-i İmrân 3/138) mealindeki Kur’an ifadesini kendi şahsına atfetmesi,

Karmatiyye fırkasının Muhammed b. İsmâil’in nübüvvetini ileri sürmesi Gulât-ı Şia’nın dini istismar şekillerinden sadece birkaçıdır.

Bu tür istismarlara son dönem İslam dünyasında ortaya çıkan Kâdıyânîlik, Bâbîlik, Bahâîlik, Dürzîlik gibi heretik fırkalarda, hatta Sünnî İslam dünyasında geniş taraftar kitlesine sahip olan bazı dinî gruplarda da rastlanır.

Öte yandan, din ve dindarları toplumun tamamı veya bir kısmı için çok ciddi bir tehdit gibi göstermek ya da din ve dindarları seküler çevrelerce benimsenen hayat tarzını hedef alan büyük bir tehlike olarak takdim etmek suretiyle toplumsal paranoya oluşturmak da din istismarının apayrı bir boyutudur. Yakın geçmişte tanık olduğumuz 28 Şubat darbesi, irtica söylemleri ve Cumhuriyet mitingleri gibi hadiseler bu istismar türünün dramatik örnekleri arasındadır.

Alıntı: http://www.iktibasdergisi.com/dini-istismar-ve-din-ticareti/

Bir cevap yazın