Cahil bırakılmış insanların “şeyh” olarak isimlendirilen kişilere sorgusuz bağlanmaları

Kitap ve İnsan - kitapveinsan.com

Türk Sünniliği’nin Hanefi-Maturidi rasyonel teolojik çerçevesi sağlamdır; fakat geliştirilmeye muhtaçtır. Ancak Türk Sünniliğinin muazzam zayıf karnı “Tasavvuf” boyutudur.

Tasavvufun, Türklerin seciyesine uygun merhamet-hoşgörü tarafı olduğu gibi; itikad, ahlak ve siyaset alanlarında ciddi handikapları da mevcuttr. Bu “teosofi” –teoloji değil- sökülmeden hiçbir şey yapılamaz.

Tarikatlar ve cemaatler, Türkiye’nin tarihsel, sosyolojik-kültürel-dini gerçekliğidir; bu doğru. Ancak, ahlaki ve teolojik bağlamda çürümüş-eskimiş ve hastalıklı bir gerçeğidir de.

Rahmetli Mehmet Akif’in “Safahat”ına bakanlar, bu yapıların, Osmanlının çöküşündeki rolünü görür.

İslam’ın doğuşu, Hristiyanlıkta olduğu gibi, yeraltı örgütü veya heretik “fırka” olarak değil; toplum(Cemiyet/Sevadu’l-Azam) olarak doğmuştur. “Tarikat”, dördüncü yüz yıldan itibaren, bidat olan Tasavvuf’un inkişafından sonra Selçuklular ve Osmanlılarda ortaya çıkmıştır. Bunu da dürüstçe görmek gerekir.

Dini ve toplumsal bağlamda yaptıkları doğru işler olduğu gibi; toplumları çürüten, aptallaştıran, miskinliğe götüren işlevleri de olmuştur. Dini saiklerle cahil bırakılmış insanların “şeyh” olarak isimlendirilen kişilere sorgusuz-sualsiz bağlanmaları, İslam’ın “Ulema” geleneği ile çelişiktir.

Fukaha ve Mütekellimlerin kuru akılcılıkları ve katı şekilcilikleri sorgulanmadan bu “Tarikat” kurumunun ortaya çıkışının psikolojik-sosyolojik nedenleri anlaşılamaz. Şeriatın/Ulemanın, o günkü katılığı-kuruluğu, hatta bağnazlığı, insanları nefes almak için “meczup”luğa itmiştir.

Türkiye’nin, bir “kültür devrimi” ile kurulması, Osmanlı’da çökmüş olan Tarikatların Cumhuriyet döneminde yeraltında devamını sağladığı gibi; buna ilaveten bir de “Cemaat”lerin(Nurculuk-Süleymancılık-Işıkçılık-İsmailağa…) ortaya çıkmasını doğurmuştur.

İki binli yıllardan itibaren, devlet kültürel bağlamda normalleşmeye başladıktan sonra, bu yapıların “kültürel mağduriyet” mazereti kalmamıştır. Kaldı ki, çok daha öncesinden itibaren bu yapıların iktisadi birer “holding”e dönüştüğü de bilinmektedir.

Alıntı: Prof. Dr. İlhami Güler, FETÖ Tarafından “Kandırılma”nın veya “İstismar” Edilmenin Sünni- Ortak Psikolojisi ve Teolojisi Üzerine, 31.07.2017

Bir cevap yazın